Haber Detayı
22 Temmuz 2019 - Pazartesi 16:10
 
Bilinmeyenlerle Karahisar Kalesi
Asırlardan bugüne şehir merkezinde tüm heybetiyle dimdik ayakta. Hititlerden günümüze miras Afyon Kalesi, önce Hapanuva; Roma ve Bizans dönemlerinde Akroenos; Selçuklular’dan itibaren ise Karahisar adı ile anıldı. Efsanelerle Karahisar Kalesi Adına Şarkılar, Şiirler ve Maniler Yazılan 226 Metre Yüksekliğindeki Tarihi Karahisar Kalesi, Günümüze Işık Tutuyor. Birçok İnanışa Ev Sahipliği Yapan Kale, Heybetiyle Binlerce Yıldır Ayakta Duruyor.
Gündem Haberi
Bilinmeyenlerle Karahisar Kalesi

Tarihin en önemli şehirlerinden olan Afyon, içinde benzersiz bir kültürel miras barındırmaktadır. Geçmişten günümüze kadar birçok inanışa ev sahipliği yapan Afyonkarahisar Kalesi, muhteşem duruşuyla gelen ziyaretçileri büyülüyor. 226 metre yüksekliğinde olan bu devasa kalenin 3 bin 340 yıl önce, Arzava ülkesine sefer düzenleyen Hitit Kralı 2. Murşil tarafından, askerlerinin kışı nispeten daha rahat bir ortamda geçirmelerini sağlamak amacıyla yapıldığı sanılmaktadır. Efsanelere konu olan bu kale zaman içerisinde Lidyalılar, Persler, Helenler, Bergama Krallığı, Pont Krallığı, Romalılar ve Bizanslıların elinde kalmıştır. İstanbul’u fethetmek amacında olan Emevi halifelerinin yaptığı seferler sonucunda birkaç kez el değiştirdikten sonra Melikşah zamanında Selçuklu topraklarına katıldı. Bu kalenin en önemli özelliği çokça el değiştirmesiyle farklı dinlere ve kültürlere göre değişikliğe uğramasıdır. Defalarca el değiştiren kale, her defasında yeni bir efsane, yeni bir destana ev sahipliği yaptı. Karahisar Kalesi için, Battal Gazi'den Hazreti Ali'ye, Beyböğrek'ten Çavuşbaşı'na ve Horoz Dede'ye kadar pek çok efsane anlatılıyor. Anlatılan bu efsanelerin izleri, günümüzde bile varlığını koruyor.

Düldül'ün ayak izleri

Halk arasında anlatılan Hz.Ali ya da “Düldül'ün ayak izleri” efsanesine göre; İslam halifelerinden Hz.Ali, atı Düldül'ün üzerinde dağdan dağa uçarak sefer yapar. İşte böyle seferlerin birinde Afyonkarahisar'a gelen Hz.Ali, Hıdırlık Dağı'nda konaklamak için sertçe yere basınca, buradaki bir kaya üzerinde ayağının izi kalır. Daha sonra Hıdırlık'tan kaleye atlayan Düldül, burada da dizginlenince bu kez ön ayağının izi bir kayanın üzerinde kalır. Hz.Ali, Düldül'ü sulamak için su yalağına vardığında, atı bağlayacak bir yer bulamaz ve dört parmağı ile yalağın yanındaki bir taşa vurarak taşı deler ve atı buraya bağlar. Afyonkarahisar Kalesi'nde bugün Düldül'ün ayak izi ile atın bağlandığına inanılan kaya üzerindeki delik, hala daha varlığını koruyor.

BATTAL GAZİ EFSANESİ

Karahisar Kalesi ile ilgili bir başka efsane ise Battal Gazi ile ilgili. Afyonkarahisar'da 740 yılında öldüğü konusunda tarihçilerin birleştiği Battal Gazi ile yakın arkadaşı Ahmet Tarhan, kaleyi ele geçirmek için sıkı bir kuşatma yapar ve içeridekilerin dışarısıyla bütün bağlantılarını keser. Kale komutanı, bunun üzerine Bizans İmparatoru'na haber salar ve 100 bin kişilik bir ordu yardım için yola çıkar. Kalenin burçlarından Battal Gazi'yi görerek aşık olan komutanın güzel kızı, ona bir kötülük gelmemesi için çimler üzerinde uyumakta olan Battal Gazi'ye bağırır, ancak duyuramaz. Sonra bir kağıt yazar, taşa sararak üzerine atar. Battal Gazi, biraz kıpırdandıktan sonra hareketsiz kalır. Battal'ın uyanmadığını gören kız telaşlanır ve babasına Türkler'in komutanının çayırda uyuduğunu söyleyerek, güya onu öldürmek için zehirli bir hançer ister. Battal Gazi'nin yanına gelen kız, onu ölmüş olarak bulur. Çünkü attığı taş, Battal'ın kulağına gelmiş ve ölümüne neden olmuştur. Kız üzülür ve hançeri kendi kalbine saplayarak hayatına son verir. Bizans ordusu kalenin eteklerine geldiğinde amansız bir savaş başlar. Ahmet Tarhan askerleriyle birlikte şehit olur. Ahmet Tarhan, Karahisar Kalesi'nin eteklerinde, şu anda Ulu Cami'nin karşısındaki mezarına gömülür. Yenilgiden sonra çok şiddetli bir fırtına başlar ve rüzgar Battal'ın cesedini Eskişehir dolaylarına atar. Böylece Bizanslılar, Battal Gazi'nin öldüğünü anlayamaz ve daha uzun süre onun korkusuyla yaşar.

Çavuşbaş Mahallesi'ndeki Olucak suyu

Şu andaki Olucak Çeşmesi, Çavuşbaş Mahallesi ve Çavuş Dede mezarının doğuşuyla ilgili olarak anlatılan Çavuşbaşı ya da Çavuş Dede efsanesi ise şöyle; “Afyonkarahisar sancağı Türk egemenliğine girmeden önce burada valilik yapan kişiye Türk hükümdarı elçiler göndererek, kalenin Türkler'e teslimini ister. Her defasında ret cevabı alınması üzerine hükümdar en güçlü çavuşbaşını Karahisar Kalesi'nin alınması için görevlendirir. Çavuşbaşı askerleriyle birlikte birkaç gün içinde Muttalıp Bağları'na gelir. Bunu haber alan kale komutanı, kaleye kapanarak savunma düzeni alır. Ertesi sabah Türk askerleri Karakuyu'ya ulaşır. Su stoku tükenen askerler, Karakuyu'da su içmek isterler ama su sağlığa zararlı olduğu için vazgeçerler. Bunun üzerine çevrede su aramaya başlarlar, ancak bulamazlar. Durum çavuşbaşına bildirilir. Çavuşbaşı, yanına birkaç kişi alarak 'Yağdan' denilen kayalıklara doğru gider. Çok yüksek bir kayanın önünde bazı dualar okur ve 'Burada bir su olacak' diye bağırıp kılıcını kayaya vurur. Kılıç darbesiyle yarılan kayadan su fışkırır. Çok güzel ve şifalı olan su, askerlerin yorgunluğunu giderir. Dinlenen ordu bir cuma günü kaleye saldırır ve kale zapt edilir. Şehitler arasında çavuşbaşı da vardır." Bugün Afyonkarahisar'ın Çavuşbaş Mahallesi'ndeki Olucak suyu güzel bir memba suyu olarak vatandaşlarca içiliyor. Olucak Çeşmesi'nin karşısındaki Çavuş Dede mezarı da, dertlilerin derman aradıkları, adaklar adadıkları küçük bir türbe olarak varlığını koruyor.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Bilinmeyenlerle, Karahisar, Kalesi,
Yorumlar
Haber Yazılımı