Haber Detayı
04 Temmuz 2019 - Perşembe 16:36
 
Bir kulüp nasıl batırılır?
Bir kulüp nasıl yönetilemez? Hatta bir kulüp batma noktasına nasıl getirilir? Bir kulüp batırılırken batıranlar aynı zamanda nasıl kahramanlığa soyunur? Bir kulüp yanlış ve gereksiz transferler ile ne hale gelir?
Spor Haberi
Bir kulüp nasıl batırılır?

Kulüp yönetmek demek, şampiyon olmak için ödeyemeyeceğin ölçülerde borca girmek demek değildir. Mor-beyazlı ekip, kentte jeotermal enerji faaliyetleriyle yenilenebilir enerji alanında yaptığı yatırımlarla dikkati çeken Afjet AŞ'nin sponsorluğunda 2013 yılında kuruldu.Amatör lig takımlarından Sahipata Spor Kulübünün alınması ile önce bu ligde mücadele etmeye başlayan Afjet Afyonspor, ligi ilk hafta aldığı beraberliğin ardından tüm maçlarını kazanarak, namağlup ve açık ara farkla şampiyon tamamlayıp, Bölgesel Amatör Lig'e (BAL) yükseldi. Ligde köklü birçok takımla mücadele eden Afyon ekibi, Bodrumspor'un ardından ikinci olarak 3. Lig'e yükselme şansını kaçırdı.

5 YILDA 4 ŞAMPİYONLUK

BAL'da ilk yıl alınan sonuç takımdaki umut ve inancı etkilemedi. İkinci sezon, 7. Grup'ta şampiyonluk ipini göğüsleyen mor-beyazlılar, 8. Grup şampiyonu Halide Edip Adıvarspor'u Balıkesir'de oynanan maçta 2-0 yenerek 3. Lig vizesini aldı.

3. Lig'de de fırtına gibi esmeye devam eden ve şampiyonluğa ulaşan ekip, Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup'ta zor bir sezon geçirdi. Grubu, Hatayspor ve Menemenspor'un ardından üçüncü bitiren Afyonspor, play-off maçlarında önce Sivas Belediyespor'u, ardından da Keçiörengücü'nü eleyerek, finalde Sakaryaspor'un rakibi oldu.Mersin'de oynanan final maçını 1-0 geriden gelerek, 2-1 kazanan mor-beyazlı ekip, TFF 1. Lig'e yükselme başarısı gösterdi.Ancak geçtiğimiz sezon kulüp yönetimin yaptığı yanlış tutumlar sonunda TFF 2.lige düştü.

NEREDEN NEREYE?

Sözünü ettiğimiz takım ve kulüp, yukarıdaki satırlardan da anlaşılacağı üzere belli bir tarihi birikime ve dolayısıyla kendine özgü değerlere sahip olan, yarım yüzyılı aşkın süredir hayatımızda var olan Afyonspor. Sözünü ettiğimiz konu ise Afyonspor’un bugün itibariyle içine düşürüldüğü olumsuz durum. Türkiye’de benzer örnek çok. İlginçtir benzer durumları yaşamış tüm kulüplerin neredeyse benzeri duruma düşmelerinin biricik nedeni yanlış yönetim politikaları ve o politikaları, daha doğrusu politikasızlıkları nedeniyle kifayetsiz yönetici profilleri ile doğrudan ilişkilidir.

 

Esasen kulüplerin başarısız olması diye bir şey yoktur aslında. Başarısız olan takımlardır. Takımların başarısız olması, kulüplerin başarısız olması veya kulüplerin “batması” anlamına gelmez. Bu başka bir tartışma konusu olmakla birlikte, sportif düşünce ve felsefe açısından önemli bir konudur. Takımları şampiyon olmayan ve üst liglerde yer almayan kulüpler neden ve niçin batsın?

 

Endüstriyel spor ve futbol düzeni var olmak için yarışma, kazanma ve en üstte olma şeklinde işleyen düzende daha fazla paraya ulaşabilmenin düzenine uymak için varlığınızı ve başarılı olma ölçütünüzü futbol takımınızın üst liglerde ve en üst ligde yer alması olarak belirlersiniz. Ama bu aynı zamanda sizin endüstriyel futbol piyasasının koşulları ve işleyişini bilmeniz ve bu koşullara ve işleyişe göre bir ekonomi düzen kurmanızı da gerekli kılar.

BOŞ YERE HARCANAN PARALAR

 Başta Salih Sel, yönetim ve genel menejerinde içinde bulunduğu kişilerce yapılan yanlış transferler başta olmak üzere, varlığınızı içinde yer aldığınız piyasa futbolunun gerektirdiği ekonomik ölçülere göre düzenleyemezseniz, gelirlerinizi arttıracak önlemler ve çözümler üretmezseniz, üstelik var olanları da savurganlık ölçülerinde günü kurtarmaya yönelik kullanırsanız bir alt lige, sonra bir alt lige düşerseniz.

Düştüğünüz liglerde en üst ligdeki söz konusu finans futbolunun ve piyasasının kendi düzeni ve karlılığı adına size sunduğu gelirlerden bir anda mahrum kalırsınız. Süper lige çıkmanın tek kurtuluş olduğu düşüncesinden hareketle, önceki sezonlara ait borçlar ödemeden, tıpkı kaybeden kumarbazlar gibi zararı bu kez kurtarabilirim diye olmayan bütçeye rağmen yeni transferlere devam eder ve onları da “borçlu ve cezalı kulüp statüsü” nedeniyle lisans çıkaramadığınız için oynatamazsanız, gelinen son kaçınılmaz son olur. Bu durum mağduriyet söylemleri ve görüntüleri ile kurtarılacak veya anlaşılması sağlanacak bir durum değildir. Çünkü ilgili herkesin gelinen bu sonda payı ve rolü vardır.

Gelir ve giderlerinizi hesaplamadan ve denkleştirmeden, üretim ve kazanç yapısallığınızı kurup bunu sürdürülebilir hale getirip kurumsallaştırmadan, sadece borçlanarak “şampiyon olmayı” hedeflerseniz, şampiyon olamadığınızda veya olduğunuz üst ligde tutunmayı başaramayıp düştüğünüzde hareket edeceğiniz hiçbir alan kalmaz. İşi farklı boyutlara taşımanız veya farklı çözümler üretme adına mevcut futbol düzeninin dışında bazı davranışlar sergilemeniz kaçınılmaz olur.

 

Örneğin gelinen sürecin sonunda çözüm arayışı diye ortaya koyulan uygulamalardan ve sözde “mücadelelerden” birisi mağduriyet görüntüsü ile birleştirilen deşifre etme davranışıdır. Borçlu olduğu ve borcunu ödemediği için transfer ettiği pek çok futbolcuya lisans çıkaramadığı için kendini mağdur ilan eden Eskişehirspor, mağdur edenler ise alacakları ödenmeyen davacı futbolcular ve diğer bazı kişiler. Davasından vazgeçme veya alacağı ile ilgili anlaşma yolunda imza/onay verilmesi için alacaklılara yönelik kişisel, sosyal ve etik olmayan “ikna” çabaları, imza verenlerin kahraman ilan edildiği bir “mücadele” yöntemi, kulübün yıllardır nasıl bu duruma düşürüldüğü gerçeği hasıraltı etmiş görünmektedir. Oysa taraftarı ile kenti ile farklı bir havası olan Eskişehirspor bugünleri bir daha yaşamaması adına tarihine ve birikimine yakışır bir yönetim biçimi ve yönetici modelleri oluşturmak zorundadır.Özellikle alacaklı olan futbolculara yönelik “muaffakatname” imzası ile ilgili olarak çeşitli kanallardan baskılar o kadar artmış durumda ki, her bir oyuncu sosyal medya hesabından veya yerel medyaya açıklamalar yapmak zorunda kalmaktadırlar. Örneğin bunlardan birisi uzun yıllar söz konusu kulübe hizmet etmiş birisi olarak kimseden çekincesi ve korkusu olmadığını, kulübe olan sevgisinden ve saygısından imza verdiğini açıklamak ihtiyacı duymuştur.

BUGÜNE NASIL GELİNDİ?

Peki, takım 1. ligdeyken ne oldu da bugünlere gelindi? Bunu yerel basını takip eden herkes en ince ayrıntısına kadar biliyor. Yakın tarih açısından durum şöyle özetlenebilir. 2013 itibariyle Afyonspor bölgesel ligde yer aldığında kulübün borçlarının düşük olduğu biliniyor. Tabi o dönemde siyasiler bugün olduğu gibi yine işin içindeler. 2018 yılı ve daha önceki sezonu itibariyle de transfer sezonunda pek çok transfer yapılıyor. Fakat önceki sezonlarda görev alan ve kulüpten alacağı olan futbolcular ve teknik adamlardan bazıları haklı olarak muvafakatname vermedikleri için transferler boşuna yapılmış olduğu gibi, güya hedeflenen Süper lige çıkma hedefi ortadan kalkmış görünüyor.

Meselenin esasen özeti, bir kulübün yönetilememesi, yanlış yönetilmesi ve bir kulübün ulusal ve uluslar arası boyutta yer aldığı “piyasanın” gerekleri açısından olması gerektiği ölçütlerde kurumsallaştırılmamış olmasıdır. Bir kulüp nasıl yönetilemez? Hatta bir kulüp batma noktasına nasıl getirilir? Bir kulüp batırılırken batıranlar aynı zamanda nasıl kahramanlığa soyunur? Bir kulüp yanlış ve gereksiz transferler ile ne hale gelir? Bir kulüp lisans çıkarmak için para ödeyemediği ve borçlu olduğu oyuncuları ve teknik adamları nasıl ve niçin deşifre eder? Bir kulüp yanlış yönetildiği, amaca yönelik uzun vadeli stratejik planlar yapmayı nasıl beceremez?  Bir kulüp düşmemek için siyasetçilere yaslanma ihtiyacı nasıl duyar? Siyasetçiler yerel seçim öncesi bir kulüp üzerinden nasıl hesaplar yaparlar? Bu ülkede çoğu kez kanıtlandığı üzere, spor kulüplerinin en önemli sorunu “yönetim ve yönetici sorunu”dur. Kulüpler tamamen kendi egolarının tatmini için oralarda boy gösteren, ticaret, sanayici-esnaf- tüccar erbabı ile kulüp üzerinden tanınırlık ve saygınlık sahibi olmak isteyen bunun için başkanlık ve yöneticilik peşinde koşan, farklı ilişkiler elde etmenin hesaplarını yapan sözde “futbol adamlarının” elinde “araç” olmuş durumdadır. Bu neredeyse çoğu kulüp için geçerli bir durumdur. Türkiye’de çoğu spor kulübü ve futbol takımları çözüm üretmeyen, kaynak yaratmayan, özkaynaklarına sahip çıkmayan ama buna karşın tüketen besleme, asalak ve acımasız birer yok edici canavara dönüşmüşlerdir. Taraftarı sömürerek, iktidara şirin görünüp, devlete yaslanarak ve mirasyedi bir yönetim anlayışı üzerinden götürülen kulüplerin, bu nedenle Avrupa’daki emsalleri ile rekabet etmesi söz konusu dahi olamaz. Haber yorum Alaattin Yeşilçay

 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Bir, kulüp, nasıl, batırılır?, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı