Haber Detayı
28 Ağustos 2018 - Salı 10:26
 
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama
Milli Mücadelenin sembol şehri Afyonkarahisar düşman işgalinden kurtuluşunun 96. Yılını kutladı.
Siyaset Haberi
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama

           Afyonkarahisar'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 96. Yıldönümü Cumhuriyet Meydanı'nda düzenlenen coşkulu törenle kutlandı. Ellerinde Türk Bayrakları ile meydanı dolduran Afyonkarahisarlılar kentin kurtuluş coşkusunu bir kez daha yaşadı. Kurtuluş törenleri öncesi  26-30 Ağustos Zafer Haftası etkinlikleri çerçevesinde Afyonkarahisar Belediyesi'nce geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası Halk Oyunları Kortej Yürüyüşü gerçekleştirildi. İl protokolü, kuvvet komutanları, halk oyunları ekipleri ve halkın katılımıyla Taş Medrese’den başlayan yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’nda sona erdi.

 

KATILIM YOĞUN OLDU

 

          Afyonkarahisar Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen kurtuluş törenlerine Vali  Mustafa Tutulmaz, Afyonkarahisar Milletvekilleri Burcu Köksal, Gültekin Uysal, Ali Özkaya ve İbrahim Yurdunuseven, Zafer Haftası kutlamaları için ilimize gelen misafir generaller, İkmal ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Özdemir Şan, Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Özel, il müdürleri ile çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törende Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın  kutlama mesajı okundu. Daha sonra Belediye Başkanı Burhanettin Çoban, günün anlam ve önemine ilişkin bir konuşma yaptı.

 

Belediye Başkanı Burhanettin Çoban konuşmasında;

 

            Büyük taarruzun, dünyadaki emperyalist güçlere karşı ezilen milletlerin başkaldırısı olma bakımından çok önemli bir yeri vardır. Birçok bağımsızlık hareketi, yeni Türkiye’nin yokluklar içinde verdiği inanılmaz mücadeleyi kendilerine örnek almıştır. Verilen askeri mücadelelerle zafer kazanılmış, ancak sinsi emellerinden vazgeçmeyen emperyalist ülkeler, siyasi araçlarla mücadeleyi sürdürmüşlerdir. Düşmanlarımızın hazımsızlığı Cumhuriyetin kurulduğu günden beri hiç bitmemiştir. Hatay’ın Türkiye’ye katılması Ortadoğu planlarını bozmuş, bu iltihaktan sonra Türkiye’yi yalnızlığa itmişlerdir. Her fırsatta ve sürekli olarak ülkemizi egemenlik ve kalkınma hedeflerinden alıkoymak üzere oyunlar, tuzaklar tertiplemişlerdir. Etnik, mezhepsel, ideolojik her türlü farklılığımızdan terör üretme amacıyla hassasiyetlerimizi on yıllardır kaşımışlar ve ülkemizin siyasal krizlerle boğuşmasına sebep olmuşlardır. Memleketin binlerce gencini sağ-sol davası adı altında birbirine kırdırmışlar, aynı silahla iki tarafı vurmuşlardır. Bölücü terör örgütüne verdikleri desteklerle askerlerimizin şehit olmasına vatandaşlarımızın baba ocağını terk etmesine sebep olmuşlardır. Okul, yol, köprü, hastane yapmak için kullanacağımız kaynakları terörle mücadeleye harcamak zorunda bırakmışlardır. Bunlarla sonuç elde edemeyecekleri anlaşılınca ekonomik savaş başlatmışlardır. Sürekli Kendilerine muhtaç olacak ve borçlarını ödeyecek kadar güçlü, ama bağımsız olamayacak kadar da zayıf bir ekonomi olmamızı planlamışlardır. Kendilerine bağımlı, yarı kalkınmış bir ekonomi olmamız işlerine gelmiştir. Ne ölmemizi ne olmamızı istemişlerdir. Cumhuriyet hükümetlerini verdikleri hibe ve yardımlarla kendilerine bağımlı kılmışlar, akabinde siyasi tavizler koparmışlardır. Geldiğimiz noktada kazandığımız askeri zaferleri, ekonomik zaferlerle taçlandırmadan egemenlik iddiasında bulunmanın zor bir iddia olacağı belli olmuştur.

 

Çok kıymetli Afyonlular,

 

           26 Ağustos Türkiye Cumhuriyetinin varoluş mücadelesi olduğu kadar 27 ağustos Afyonun kurtuluşu olması bakımından da biz Afyonluları daha yakından ilgilendirmektedir. Hatta şunu iddia edebilirim ki; Afyon, bağımsızlığın ne demek olduğunu hem askeri mücadele açısından hem siyasal mücadele açısından hem de ekonomik savaş açısından en yakından bilen, gören, bizzat yaşayan bir şehirdir. Konuşmamı şehrimizin de odağında olduğu tarihi haşhaş krizine değinerek devam ettirmek istiyorum. Bu tarihi anekdotta, ekonomik bağımsızlığın önemi ve liderlerin kararlılığı üzerine bugün de ibret alacağımız çok dersler var. Başkumandanlık meydan muharebesinin amansız mücadelelerinin yaşandığı harp meydanı olan Afyonumuz, sonraki yıllarda ekonomik bir savaşın tam ortasında kalmıştır. Tarihe “Afyon krizi ya da haşhaş krizi” olarak geçen olaylar zinciri Amerika ile Türkiye arasında başlayan ve Afyon şehrimiz üzerinden sürdürülen ilk ekonomik savaş örneğidir. Şehrimizin tartışmaların merkezinde olduğu, ekonomik savaş ve ambargo hikayesi şöyle başlar:

 

          Amerikan gençliğinin uyuşturucu bağımlılığının önüne geçmek için giriştiği çabalar, Ermeni lobilerinin etkisiyle faturanın Türkiye’ye kesilmesiyle neticelenmiştir. Yalan yanlış raporlarla Amerika’da tüketilen uyuşturucunun önemli bir kısmının Türkiye’den gittiğine Amerikan hükümet yetkilileri inandırılmıştır. Tabii olarak tepkiler Türkiye’ye yönelmiştir. 1945’te İnönü, ABD’ye haşhaş üretimini kontrol altına alacağını vaat etmesine rağmen başta Afyon olmak üzere kırktan fazla ilimizde haşhaş üretilmeye devam eder. İnönü Amerika’nın baskısı karşısında “yeni bir dünya kurulur, Türkiye’de o dünyada yerini alır” diyerek taviz vermez. Ama iktidarda da kalamaz. Daha sonra Demokrat Parti döneminde Amerika’nın haşhaşla ilgili baskısı devam eder. 1959’da yaşadığımız ekonomik krize kaynak bulmak üzere ABD’ye giden Menderesten haşhaş ekiminin tamamen yasaklanması istenir. O da kabul etmez, ancak haşhaş üretimi artık sıkı kontrollere bağlanmaya başlar. Bir darbe ile Menderes de gözden çıkarılır. 1969’a gelindiğinde ABD başkanı Nixon o senenin bütün haşhaş mahsulünü satın almayı teklif eder.

 

         Dönemin başbakanı Süleyman Demirel’dir ve O’da direnir. Bizim bütün üretimimiz Amerikan gençliğinin bir haftalık ihtiyacına bile yetmez der. “Bizim Afyon adlı bir ilimiz var, farkında mısınız” şeklindeki sözleri Amerika’yı kızdırır, ardından 12 Mart 1971 muhtırası ile Demirel hükümeti devrilir. Darbecilerin kurduğu atanmış hükümet, Amerika’nın desteğini alabilme uğruna aynı yıl içinde haşhaş üretimini tamamen yasaklar. Darbecilerin millet iradesine dayanmayan bu kararı karşılığında, Başkan Nixon, Nihat Erim’i Beyaz Saray’da en üst düzeyde ağırlamıştır.

 

          1973’te Amerika’nın kurduğu “Uyuşturucuyla Mücadele Dairesinin” Amerika dışında en etkili çalıştığı ülke Türkiye olur. Bu kapsamda Türk narkotik birimlerinin kullandığı dinleme cihazları, Amerika tarafından bize verilir. Bu cihazlar sadece uyuşturucu trafiğiyle mücadele için kullanılmaz. Bütün telefonlar dinlenir. Uyuşturucuyla mücadele dairesinin 44 yıllık geçmişinde sadece narkotikle ilgili dinlemeleri değil Türkiye’de yapılmış bütün konuşmalara erişebilen bir yapı uyuşturucu bahanesiyle kurulmuş olur. İlginç bir detay olarak Amerikan elçiliği çalışanı olan ve fetöden tutuklu bulunan Metin Topuzun 24 yıl boyunca Amerikalılar adına emniyetimizle bu yapı adına dinlemelere katıldığını öğrendiğimde hayretler içerisinde kaldım. 35 yıldır Amerikan başkonsolosluğu görevlisi olan bu şahıs, 24 yıl boyunca ülkemdeki herkesin dinlenmesine imkan sağlayan bu mekanizmada Amerikalılar adına dinleme yapıyordu. Tarihi kronolojiye tekrar dönersek 1974 yılında Bülent Ecevit başkanlığında kurulan CHP-MSP hükümeti haşhaş ekimini yeniden serbest bırakır. Kıbrıs Barış harekatıyla ilgili olarak konulduğu varsayılan askeri ambargoların asıl nedeni de serbest bırakılan haşhaş ekimidir. Amerika bu konuda öyle ileri gitmiştir ki haşhaş ekimi yapılan şehirlerin bombalanması gündeme gelmiş hatta Sultan Ahmet camisinin dahi bombalanmasının konuşulduğu Ecevit’in dilinden gazetecilere aktarılmıştır. Ecevit de önceki liderler gibi egemenlik hakkımızı ihlal eden bu baskılara direnmiş ve İncirlik üssünü Amerikalılara kapatmıştır.Adlarını andığım liderlerden hiçbirisi, Amerika’nın tehdit ve ambargolarına boyun eğmemiştir. İnönü, Menderes, Demirel, Ecevit, Erbakan ve Erdoğan siyasi yelpazede ne kadar lider varsa tamamı bağımsız Türkiye’nin liderlerine yakışır vakar ve duruşu tereddütsüz sergilemişlerdir. Askeri zaferlerle kazandığımız bağımsızlığımızı ekonomik savaşla geri almalarına müsaade etmemişlerdir.   

 

Değerli hemşerilerim,

 

         Yaşadığımız olaylar tarihi gelişim süreci içinde yüce Türk milletinin azmi karşısında ehemmiyetsiz kalacak olaylardır. Yeni bin yılın lider ülkesi Türkiye olacaktır. Genç ve dinamik nüfusuyla, bereketli topraklarıyla, kahraman ordusuyla, stratejik konumuyla, kendi geliştirdiği harp teknolojisiyle dosta güven düşmana korku salmaktadır. Büyük yürüyüşümüz başlamıştır. Kendi içimizdeki hainlerden temizlendikçe daha büyük bir ivme ile 21. Asrın Türk asrı olduğunu hep birlikte görmeyi yüce Allahtan temenni ediyorum. Afyonlular olarak Kocatepe’de, Çiğiltepe’de emperyalizme karşı kanımızla canımızla savaştık. Ekonomik savaşı da haşhaş bahanesiyle belki Türkiye’de ilk yaşayan şehir biz olduk. Teröre verdiği destek nedeniyle kendi kilisesi tarafından dışlanmış bir pastör üzerinden Türkiye’ye karşı başlatılan ekonomik savaş, mert ve kahraman Afyon halkı için yeni bir durum olmamıştır. Şaşırmadık, korkmadık, dimdik ayaktayız elhamdülillah. Kullandığı örgütler, maşalar, kişiler işe yaramayınca doğrudan saldırdılar, bizler de millet olarak daha çok kenetlendik, ülkemizin devletimizin, ordumuzun vatanımızın kıymetini daha çok bilir olduk. Her şerde bir hayır vardır sözündeki hikmet bu olsa gerek.

 

Çok kıymetli Afyonkarahisarlılar,

 

          Başkumandanlık meydan muharebesinde milletin bütün fertleri 96 yıl önce bu dağlarda bağımsızlık mücadelesinde ben de varım dedi. Doğu Beyazıtlı Osman Oğlu Ahmet, Ercişli Mustafa Oğlu Emin, Silifkeli Süleyman oğlu Hacı, Hakkârili Ahmet oğlu Hüseyin, Halepli Ahmet oğlu Esat, Dicleli Ali oğlu Ahmet, Bartınlı İsmail oğlu Hatip, Menemenli Emin oğlu Veli, Kastamonulu Hakkı oğlu Kemal hangi ruhla burada şehit olduysa bizler de aynı ruhla eserlerine sahip çıkıyoruz. Üsküp'lü, Selanik'li, Batum'lu, Bakü'lü nice kahramanlara vatan uğruna mezar olan bu toprakların kıymetinin farkındayız. Başta, ömrü cepheden cepheye savaşlarda geçmiş Başkumandanlık Meydan Muharebesinin galibi, kahraman ordumuzun başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. 15 temmuz hain darbe girişimine karşı gösterdiğimiz cesaretle şühedanın mirasına sahip çıktığımızı bir daha ifade etmek istiyorum. Cumhuriyetin kazanıldığı toprakların varisleri olarak mücadelenin giderek şiddetlendiği bir dönemde birlik ve beraberlik içinde nice güzel günlere hep birlikte kavuşmayı Yüce Rabbimden diliyor, sizleri saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

 

         Konuşmaların ardından Uluslararası Halk Oyunları festivali nedeniyle ilimizde bulunan Halk Oyunları ekipleri gösterilerini sundu. Gösteriler ilgiyle izlendi. Törenin devamında Afyonkarahisar’ın Bayat ilçesinden Şair Mehmet Yiğit’in “Zafer Bayramı” konulu şiiri izleyenler tarafından büyük alkış aldı.Tören Genelkurmay Başkanlığı Mehteran Takımının büyüleyici gösterisiyle sona erdi.

Kaynak: Editör:
Etiketler: Emsalsiz, zafere, coşkulu, kutlama,
Diğer Fotoğraflar
Diğer fotoğrafları büyük görüntülemek için üzerini tıklayın.
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama
Emsalsiz zafere coşkulu kutlama
Yorumlar
Haber Yazılımı