Yazı Detayı
18 Temmuz 2016 - Pazartesi 01:35
 
DARBE, YİNE Mİ?!
Bülent Elitok
 
 

Koskoca Genel  Kurmay Başkanı'nın Yaveri ve Özel Kalemi, yani en yakınındaki kişiler... Genel Kurmay İstihbarat Daire Başkanlığı. Milli güvenliğimiz için periferden gelen bilgilerin toplandığı ve harekat emrinin verileceği merkez. Ağzımızın bir karış açık kaldığı anlar. Yahu tesadüfen yaşıyormuşuz da haberimiz yokmuş! İhanet  sadece merkezde mi? İhanet her yerde! Periferde, hem de hemen hemen her ilde, her garnizonda. İhanet şebekesine yakıt sağlayan sözde paşa da var işin içinde, Milletin Meclisini bombalayan yavşak da!

            Herkes gibi benim de aklım almıyor nasıl olur da bu kadar gaflet içinde olabilmişiz. Kahraman ordumuzun içine, en yakınımıza bunlar, bu yüksek görevlere getirilirken/sızarken araştırmak nasıl olur da hiç aklımıza gelmemiş. Yahu berbere çırak alınırken bile önce bir araştırılır, bir ay denenir de öyle alınırken, Milli Güvenliğimizin kalbine adam alınırken nasıl oluyor da bu hainler alınabiliyor herkes gibi benim de sorduğum soru. Her kurumda olduğu gibi tavsiye üzeri, öneri üzerine alınmışlardır tabii ki de. "Haa, Ahmet'mi gerçekten efendi, sempatik, mülayim, en önemlisi biat eden  biridir, tam bu görevin adamıdır, siz bunu yaver yapın efendim".  Ee! prosedür gereği bir GBT'sine bakılması lazım ya, o araştırmayı yapan da hain ya, "lak!" diye yaver oluveriyor işte.  Bu çete, bu terör örgütü, bu virus 40 yılda böyle böyle bütün kurum ver kuruluşlara yayıldı, yerleşti. Ne için yerleşti? bir gün düğmeye basıldığında kendilerine biçilen görevleri yerine getirmek için yerleşti.  Ruhen ve bedenen biçilen şablona uygun hareket ettiler, gizlendiler, sözüm ona "kutsal vahi" gelene kadar beklediler. Onlar zaten bu dünyaya  bu emirleri almak için geldiler. Tek varlık ve yaşam amaçları buydu. Kendi benlikleri, kendi düşünceleri, kendi iradeleri yoktu. Okumuş olmaları eşşekliklerinin bakiliğini kaldırmadı. Ruhu teslim, bu modern köleler sadece bir gün bu aziz millete ihanet edecekleri emrin geleceği gün için yaşadılar. Yahu şerefsizler, sizlere ne vaad ettiler de bu ihanetin içine girebildiniz? Cennet mi? Para mı? Hangi vaad halkına ateş etmeye cürret edebilecek kadar büyük olabilir? Nasıl bir hipnozun metodudur bu? Okumuş, belli yerlere gelmiş gafiller, hiç mi kafanızı kullanamadınız da bu devlete baş kaldıracak kadar gözünüz dönebildi?

            Kahraman ordumuzun içindeki bu hain yapılaşma, elbette peygamber ordusuna mal edilemez ve edilirse bu da vatana yapılacak en büyük ihanetlerden biri olur. Yaşla kuruyu ayırmak çok önemlidir bu noktada. Ordumuzun vatanına bağlı, milletine bağlı mensuplarını  bağrımıza basıyoruz. Ancak, bir noktayı da herkes gibi bende bir daha böyle olayların yaşanmaması için vurgulamak istiyorum: Lütfen, bu ve bundan sonra buna benzer "viruslara" karşı uyanık olun! Çünkü, başka Türkiye yok!

            Özellikle "peygamber ocağında" vuku bulmuş bu ihanet şebekesi üzerinde çokça durmak istiyorum, çünkü bizim, yani halkın, bu denli büyük çapta bu ihanet şebekesinin yerleştiğini beklemediği bir kurum. Nitekim sınırlarda can havliyle, canı pahasına vatanı koruyan mehmetçiğimizin oluşturduğu bir kurum. Ama bu denli ve bu kadar yüksek rütbeli hainin olabileceğini herkes gibi ben de kestirememiştim. Ancak Cumhurbaşkanımızın dediği gibi her şer de bir hayır vardır ya, ben de bu ihanetten ve  bu ihanete karşı gelişen toplumsal demokrasi hareketinden bazı çıkarımlar yaptım. Bu çıkarımlarımı aşağıda siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum:

1. Şu ana kadar sadece Tayyip Erdoğan'ın mücadele ettiği,  bu meselenin aslında bir gecede hepimizi vurabilecek vehamette organize bir olay olduğunu, meselenin sadece Tayyip Erdoğan'ın meselesi olmadığı,

2. Cumhurbaşkanımız (Allah uzun ömürler versin), başkomutan ele geçirilmiş olsaydı darbenin başarıya ulaşacağını, ama bu yüce milletin darbe başarılı olsa bile sokaklara döküleceğini ve yıllarca sürecek bir iç savaşın olacağını (Allah bu millete o acıları yaşatmasın),

3. Askeriye gibi ciddi ve YAŞ gibi ayıklama mekanizmasına sahip bir kurumda hainlerce yüksek makamlara bu çete elemanları yerleşebiliyorsa, diğer kurum ve kuruluşların daha vahim derecede bir yerleşime açık olduğunu,

4. Toplumsal demokratik bir millet geleneğinin ve anlayışın gelişmiş olduğunu (şükürler olsun), Mısır gibi olmadığımızı, 40-50 yıl öncesi gibi olmadığımızı, en önemlisi milletimizin dimağında "demokratik sivil hak arama ve hakkına sahip çıkma geni "oluştuğunu ve bu genin genelde ulusal çapta, özelde ise kurum ve kuruluşlar çapında benzer kişi ve yapılaşmalara geçit vermeyeceğini ki, bunu yani sivil hak aramayı, sivil direnişi bundan sonra sıkça göreceğimizi, 12 Eylül 1980 darbesinin etkilerinin tamamen şimdi bittiğini, ancak 1980'den sonra ancak şimdi sivilleştiğimizi,

5. "Tamam da arkadaş, onun çocukları fetö'nün okuluna gidiyor ama o fetö'cü değil"'in aslında masum bir söylem olmadığını ve ileride maliyete yol açabilecek bir potansiyel barındırdığını (bu örgüt bariz bir şekilde belli olduktan sonra hala çocuklarını bu okullara gönderenler hala aynı kafadamısınız!)

6. Şu ana kadar ahbap-çavuş ilişkisine dayalı, kontrolden sorumlu yetkili makamların ve bu makamları işgal edenlerin günü kurtarma ve karşılıklı menfaate dayalı uygulamalarını tekrar gözden geçirme zorunluluğunu, dava adamı olmakla, bu milleti sevmekle günün kurtarmanın ve bulundukları makamların gereğini yapmakla yükümlü olduklarını ciddiyetle hatırlamalarına vesile olacağını,

7. Davaya bağlı adam arandığında görmezden gelinen insanlara sıkı sıkıya sarılması gerektiğini, ayaklanmayı bastıran milletimiz evlatlarını rolünün iki gün sonra unutulamayacağını,

8. Yolda bulduklarını yola çıktıklarınla değişmenin sakıncalarının büyük sonuçlar doğurabileceğini, tilkiden dost olunmayacağını,

9. Önünü açtığınız adamların, sizinle çay içen iş yapan adamların, ertesi akşam sizin ellerinizi ve kollarınızı bağlayabileceğini, tersine önünü kestiğiniz adamların ise bir gün lazım olabileceğini ve bu ayrımların dikkatli bir şekilde yapılması gerekliliğini,

10. Şirin görünen hainlerin sayılarının çok yüksek olduğunu, saygı duyduğumuz kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerine sızdıklarını, düğmeye basılıncaya kadar rollerini oynadıklarını, ama bir gün mutlaka o düğmeye basılacağını,

11. Sapla samının iyi ayrılması gerektiğini,

12. Darbeye destek verenlerin, sessiz kalanların ve darbe karşıtlarının iyi ayrımının yapılması (yahu hiç imkanınız yoksa bile sosyal medyasına bakın, kim hangi saatte ne yazmış bulursunuz. Kim hangi saatte kimi beğenmiş görürsünüz. Neden görmezden gelinir sağlam insanlarla, hainler anlaşılmaz bir durumdur bu da yarı bir konu. Değerli yetkililer! darbe gerçekleşseydi, bu hainler bizleri unutmayacaktı, not etmişlerdi,  lütfen siz de en az onlar kadar görevinize bağlı olun ve sağlam insanları görmezden gelmeyin artık).

13. "Bunların da kazanılması lazım" sözünün herkes için geçerli olamayacağı ve  iyi niyetten çoğu zaman yoksun olduğunu,

14. Tarihimiz boyunca süregelen teşebbüslerin aslında bir sonrakinin provası olduğunu, ülkemiz üzerinde milletimiz üzerinde oynanan oyunların bitmeyeceğini, daha kusursuz planların yapılacağı ve ileride yürürlüğe konulabileceğini, bu nedenle sayıları USA'da onbinleri bulan "think-thang" / düşünce kuruluşlarının desteklenmesi, bunların olabilecek tazyiklere karşı bilimsel çerçevede projeler üretmesi,  SOSYOLOG VE TOPLUM PSİKOLOJİSİNİ bilen insanların aktif görev almalarının sağlanması ve bunların çalışmalarının desteklenmesi gerekliliğini,

15. Haklı bir şekilde haksızılığa uğrayan kişilerin artık devletine ve yargısına bundan sonra daha fazla güven duyarak, uğradığı haksızlıkları yüksek sesle korkmadan üst makamlara bildireceğini, duyuracağı ve hakkını arayarak ülke gelişimine daha fazla katkı sağlayacağını, örneğin Abdullah en iyi kafa sallayan olsa bile eskisine göre bir şeyleri yutturma olasılığının azalacağını, örneğin Veli'nin son derece biatkar bir kişilik sergilemesinin yönetimde yer alması için tek geçerli unsur olarak yeterli olmayacağını, örneğin Hakan Bey'in eskisi kadar kolay dansözlük yapamayacağını ve bunun yönetim nezninde eskisi kadar işe yarmayacağını,

16. Acizane 2005 yılından bu yana söylediğim gibi hiç bir beşeri gücün bu büyük milletin yükselmesine engel olamayacağı ve her gün biraz daha güçleneceğimizi, buna inanan insanların sayısının daha da artacağını,

17. Recep Tayyip Erdoğan'ın söylemlerinin ve icraatlarının geçici bir siyasi söylem olmadığını, bu milletin büyük çoğunluğunun canıyla benimsediği ve giderek yükselen bir "şuur" olduğunu (Allah uzun ömürler versin),

18. Günlük değişimlere göre pozisyon alan ve saflarını yeniden oluşturan sistem içerisine entegre olma yeteneklerinin yüksek olduğunu düşünen insan müsveddelerinin işinin tüm IQ'lerine rağmen gün geçtikçe zorlaşacağını,

19. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Roman vs bu milletin bütün unsurlarıyla biri biriyle etle tırnak olduğunu, ayrılıkların suni yaratıldığını, tek bayrak, tek millet, tek devlet ve tek vatan olgularının herkesin şiarı olduğunu kendimce gözlemlemiş bulunmaktayım acizane.  

20. Liste uzamakla beraber, son maddeyi şahsıma ayırıyor ve diyorum ki; 15 Temmuz Darbesi gecesi beni tabiri caizse "oyulacaklar" listesinin başına koyan "haşhaşiler" hevesiniz kursağınızda kaldı yine! Üzülmeyesiniz diye size Afyon sosisi göndereceğim, hem de dana etinden. Merak etmeyin. Taktiklerinizi de biliyorum. Kitabına uydurma, haklı gerekçeler oluşturma, ya da sessizce ve sinsice planlarınızı daha dikkatli bir şekilde yine uygulamaya çalışacaksınız. Hodri meydan.

            Daha yazacak çok şey var elbet, ancak şu aşamada başta Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz, devletimiz, ordumuz, kahraman polisimiz  ve meydanları boş bırakmayan demokrasi savunucusu milletimize şükranlarımızı  ve minnetlerimizi sunuyor, şehitlerimize başsağlığı ve yaralılarımıza Yüce Allah'tan acil şifalar diliyoruz.

            Allah bu millete bir daha böyle günler göstermesin.

            Kalın sağlıcakla

 

 

 
Etiketler: DARBE,, YİNE, Mİ?!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
09 Mayıs 2016
LİDER
07 Mart 2016
Yeni Dünya Düzeni ve Yeni Türkiye
21 Şubat 2016
ANKARA GÜNDEMİ
08 Şubat 2016
AVRUPA
25 Ocak 2016
BAKİ CEHENNEM
10 Ocak 2016
Maden Su/Mineralli Su İçmenin Faydaları
27 Aralık 2015
TERPİST HAYVANLAR
20 Aralık 2015
TERAPİST HAYVANLAR
13 Aralık 2015
BAŞARILI VE BAŞARISIZ
06 Aralık 2015
BİR BAŞARI NASIL CEZALANDIRILABİLİR?
29 Kasım 2015
СПОКОЙСТВИЕ!!!
22 Kasım 2015
SURİYE TURKMENLERİ
15 Kasım 2015
TERÖR VE FİTNE
09 Kasım 2015
OTİZM
02 Kasım 2015
2 KASIM
25 Ekim 2015
1 KASIM
27 Eylül 2015
ÖĞRETİLMİŞ ÇARESİZLİK
17 Eylül 2015
MEMUR-SEN KONFEDERASYONU
06 Eylül 2015
SUÇLU KİM?
31 Ağustos 2015
ASLINDA NELER OLUYOR-II
23 Ağustos 2015
ASLINDA NELER OLUYOR-I
18 Ağustos 2015
ELİNDEN GELENİ YAPMAK!
28 Haziran 2015
DOĞU TÜRKİSTAN
22 Haziran 2015
BABA CANDIR
12 Haziran 2015
NEDEN BÖYLE!
02 Haziran 2015
CUMHUR NE İSTER?
25 Mayıs 2015
BİR DEV UYANIYOR: TÜRKİYE
19 Mayıs 2015
YAŞ
11 Mayıs 2015
SENDİKALAR VE MİLLİ İRADEYLE KAVGA ETMELİ Mİ?
05 Mayıs 2015
MANTIKLI OLMAK LAZIM
24 Nisan 2015
ÜRET > İLET > YAŞAT
13 Nisan 2015
EKSİKLİK-III
06 Nisan 2015
EKSİKLİK-II
30 Mart 2015
EKSİKLİK-I
23 Mart 2015
ÇANAKKALE
15 Mart 2015
ÇANAKKALE-I
09 Mart 2015
DOĞRUYA DOĞRU
01 Mart 2015
İNSAN BİR ALEM
24 Şubat 2015
ŞEYTAN DETAYDA GİZLİ
08 Şubat 2015
HİNDİ İLE SARI ÖKÜZ
08 Şubat 2015
HİNDİ İLE SARI ÖKÜZ
08 Şubat 2015
BOŞUNA KÜREK ÇEKMEK
01 Şubat 2015
KALİFORNİYA SENDROMU
25 Ocak 2015
SESİM GELİYOR MU ?
18 Ocak 2015
HU HUUUUU!
15 Ocak 2015
ŞŞŞŞŞT !!!
11 Ocak 2015
OLİGARK
02 Ocak 2015
İBRAHİM ALİMOĞLU AĞABEY
28 Aralık 2014
STOCKHOLM SENDROMU'NUZ VARMIYDI ACABA?
21 Aralık 2014
BAŞIMIZA YENİ İCATLAR ÇIKARMAYIN!
15 Aralık 2014
HUKUKUIBAD
08 Aralık 2014
GÖZ MİDEDEN BÜYÜKTÜR
30 Kasım 2014
HASETLİK
23 Kasım 2014
NOT DEFTERİM
17 Kasım 2014
NOT DEFTERİM
09 Kasım 2014
NOT DEFTERİM
04 Kasım 2014
NOT DEFTERİM
28 Ekim 2014
HER ALANDA MARKA ŞEHİR AFYONKARAHİSAR!
19 Ekim 2014
NOT DEFTERİM
14 Ekim 2014
SON ZAMANLARDA BELKİ DİKKATİNİZİ ÇEKMİŞTİR
09 Ekim 2014
NOT DEFTERİM
03 Ekim 2014
YEŞİLYOL'DA SUŞİ, PEKİN'DE SUCUK!
30 Eylül 2014
"BİR BEN VAR BENDEN İÇERİ" DEMİŞ YUNUS, YILLAR ÖNCE
Haber Yazılımı