Yazı Detayı
15 Temmuz 2019 - Pazartesi 16:12
 
Doğruya Doğru
Mehmet ABDİOĞULLARI
medyaafyon
 
 

15 Temmuz da ve 16 Temmuz da Bakan Veysel Eroğlu nun Ankara Mamak’taki,

4. kolordu karargâhında 6 kişiyi nasıl teslim aldığını gazetemizin haber kısmında okuyacaksınız. Bu önemli kısmı kaçırmayın.

 

1915 ve 15 Temmuz Ruhu..

Ambargo koyun beyler yedi düvel gelseniz de, iç ve dış düşmanlarımızla kol kola gezseniz de, dostum deyip te kuyumuzu da kazsanız biz her zaman her daim hazırız, yarında hazır olacağız.

 

1915 yılındaki aktörler nasılsa! Bu günde aynı; Uyanık ol Türkiye’m

 

Her şey kendi savunmamızı güçlendirmek için atılan adımlarla başladı, bunu tetikleyende S-400 füzelerinin anlaşması oldu.

 

15 Temmuz öncesi ve sonrası dış ve iç düşmanlarımızın kuşatması altında olan ülkemiz, kendi savunma sistemimizi kuvvetlendirmek üzerine atılan adımlar sonrasında; şer cephesi birçok ülkenin tepkisini göğüslemek zorunda kaldı.

 

Garip evet çok garip, kendi ülkemizin savunma sistemini kuvvetlendirmek için yapılan anlaşmalara karşı çıkan ülkeler birden bire NATO ülkesi olduğumuzu bize hatırlattılar.

 

Tamam, biz NATO ülkesiyiz inkâr etmiyoruz ve ihanette etmiyoruz, ama siz NATO üyesiyken, bize düşman olan PKK, FETO gibi birçok terör örgütüne hem silah hem ekonomik, hem de siyasi destek sağlamaya devam ediyorsunuz.

 

Madem NATO ortağısınız, biz S-400 leri alınca mı ortaklığımız aklınıza geliyor, biz Akdeniz de tamamen yerli imkânlarla oluşturduğumuz sondaj gemilerimizle doğalgaz ve petrol aramaya başlayınca mı ortak olduğumuz aklınıza geliyor. O yüzden mi Akdeniz e denizaltılarınızı savaş gemilerinizi yığıyorsunuz.

 

Allah aşkına şu yaptırımlarınızın başına ambargo uygulama maddesini ilk sıraya alında bir bakın bakalım başınıza neler geliyor, bu ambargodan Türk milleti nasıl şahlanarak çıkıyor görün bakalım.

 

Kıbrıs barış harekatın da sekiz yaşındaydım, İstanbul daydım. İlkokula giderken, sabahçı veya öğlenci diyerek iki aşamalı eğitim yapılırdı. Okul arkadaşlarımızla ömrümüz, ekmek, yağ, gazyağı kuyruklarında geçerdi. Sabahçı olanlar öğleden sonra kuyrukta, öğlenci olanlar ise sabahları kuyruktaydı.  Şeker kuyruğuna bile girerdik. Gaz yağı gibi petrol ürünleri hatta sigaralar karaborsa satılırdı.

 

O zamanlar bu günler deki gibi savurgan değildik. Sofraya, çavdarlı, kepekli, buğday unundan yapılmış, köy ekmeği veya simit çeşitleri konulmazdı şimdiki gibi;  3-5 çeşit peynir, 3-5 çeşit zeytin veya reçel konmazdı. Ekmeğin üç beş çeşidi olmaz, buharlı kazanlarda pişen ya francala dediğimiz ekmek ya da köy ekmeği dediğimiz mahalle fırınlarında pişen mayalı ekmekler olurdu. Tek çeşit peynir tek çeşit zeytin konulurdu.  Birini bulsak birini bulamazdık.

 

Fakat o zaman, sanayilerde fabrikalarımız harala gürele üretim yaparlardı. Çiftçimiz tarlalarını eker, hayvanlarını beslerdi. Küçük sanayicimiz sanki büyük fabrika gibi çalışırdı. Kendimiz üretir kendimiz yerdik. İşte bu dönemlerde sanayicide küçük esnafta, tarladaki çiftçi de hem mutlu hem de çalışkandı.

 

Ama şimdi nasıl, ambargoyla gözümüzü korkutuyorlar, yok öyle bir korku, koyun ambargonuzu üç beş çeşit zeytin olacakmış varsın olmasın, üç beş çeşit peynir olacakmış varsın olmasın. Allah aşkına koyun şu ambargonuzu da bu yüce TÜRK milleti size ambargonun ne olduğunu öğretsin. Keşke ithalat kapıları kapansa gene eskiden olduğu gibi kendi teknolojimizi kendi tohumumuzu kendimiz üretsek. Keşke fabrika ayarlarımıza dönsek.

 

Ambargoymuş şeyimin ambargocuları.

 

Amerika, Avrupa Birliği, Almanya ve buna benzer birçok ülke son yılardaki Türkiye’den korkuyorlar. Başına buyruk bir Türkiye işlerine gelmiyor, onlar emir eri bir Türkiye istiyorlardı. Avrupa birliğine girmek için aman dileyen bir ülke hayal ediyorlardı. Olmadı olmayacak, hesapları tutmadı tutmayacak.

 

Bu tip ülkeler ebetteki bizim iyiliğimizi istemeyecek, savunma sistemimizi güçlendirmek ile alakalı endişelerini anlamak gayet kolay; Öyle ya bu füzeler bize dost davranmayan ülkelere korku salması kadar doğal bir şey yok. Elbette ki 1915 te yaptıkları hainliği bu günde yapıyor ve yapacaklar. Aynı 15 Temmuz da yaşadıklarımız gibi.

 

Benim anlamadığım ise, ülkemizin savunma sistemini geliştirmek için atılan bu adımları hazmedemeyen iç mihraklar yani içimizdeki düşmanlar.  Feto, PKK ve buna benzer birçok örgüt veya örgüt yanlısı olanları bu kavramın içerisine alabiliriz.

 

Ama ana muhalefet partisi gibi veya hukukta karşılığı olan siyasileri ülkemizin menfaatine olan bu harekatı başarısız bir operasyonmuş gibi gösterme çabalarını bir türlü anlayamıyorum.  Tüm bunlardan yola çıktığımız zaman bizim dışarıdaki düşmanlarımızdan çok içerideki düşmanlarımıza dikkat etmemiz gerektiğini, asıl tehlikenin buradan geleceğini hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor aynı 15 Temmuz akşamı yaşadıklarımız gibi.

 

Kıbrıs Barış Harekatın da ambargo konmuştu. Bu ambargonun bize faydaları da olmuştu neydi bu faydalar ithalat ve ihracatımız sınırlı olduğundan dolayı içerdeki büyük veya küçük sanayici her türlü takım taklavat makine ve teçhizatı, iç dinamitlerimizle üretmek zorunda kalmıştı, o zaman küçük sanayici büyük sanayici oldu.  Küçük Tarımcı büyük çiftçi oldu. Çiftçide, sanayicide para kazandı, teknolojisini de geliştirdi, emeğini de aldı. Çiftçi kendi tohumunu üretti, İsrail den tohum dilenmedi. 

 

Şimdi dünyanın birçok ülkesinden ithalat yapıyoruz. Hatta tohum bile ithal eder hale geldik. Hiç olmazsa ambargo uygulanırsa bize kimse tohumda satamaz, gübrede satamaz, biz üretir biz yaparız, bizde satarız.

 

Türkiye eski Türkiye değil artık, teknolojisini yenilemiş, genç insan gücü faktörleri ile birlikte gelişimini tamamlamış bir ülke olduk. Sadece iyi planlama, iyi insan, iyi eğitim, bunların hepsini yapabiliriz.  Belki de bu ambargo ülkemizin de milletimizin de hayrına olur.

 

Yani korkacak bir şey yok

Korkulacak bir tek şey var, hain üretmeyelim, hainleri beslemeyelim, hainlerle hareket eden ülkelere artık pirim vermeyelim. Çok çalışalım çok okuyalım, uyanık olalım vatana ve memleketimize sahip çıkalım.

 

 Savurganlıktan vazgeçelim,  israftan vazgeçelim,  yerli malına sahip çıkalım, esnafa, çiftçiye, sanayiciye, yatırımcıya sahip çıkalım.

 

 Bize ambargo uygulayabileceklerini sananlar asıl kendilerine ambargo koymuş olacaklar. Çünkü bizim onlara değil, onların Türkiye’ye ihtiyacı var.  Ortadoğu'ya açılan en büyük kapı Türkiye’dir. Bunun onlarda farkındalar.

 

Artık gücümüzün farkına varmalı ve bu anlamda da sanayimizi, tarımımızı, eğitimimizi, sağlık sistemimizi sil baştan alıp, fabrika ayarlarımıza dönmeliyiz.  

 

Yunan adalarına füze rampaları kurup askeri yığınak yapanlar ile, kuzey Kıbrıs Rum kesimine 35 yakın İngiliz uçağı koyanlar, Akdeniz e deniz altı ve sayısız savaş gemisi yollayıp bize göz dağı vermek isteyenler 1915 yılındaki düşmanlardan hiçbir farkı yoktur. 

 

 Bunlar 1915 te yapamadıklarını kılık değiştirerek İngiliz casusu Lawrence gibi 15 Temmuz da yapmaya kalktılar. Hala içimizde fink atıyorlar. Hala kriptolar faaliyetteler. Önce eğitim sistemimizle oynadılar. Duygusal damarımızdan, yani çocuklarımızdan faydalandılar.  Uyanık olmalıyız, geçmişten ders çıkarmalıyız.

 

Allah devletimizi milletimizi dış ve iç düşmanların şerrinden korusun, hazır 15 Temmuz’dan söz açılmışken 15 Temmuz gecesi Mehmet Zeybek aklıma geliyor. Afyonkarahisar Belediye Başkanı olarak seçtiğimiz Mehmet Zeybek ten bahsetmek istiyorum.

 

Çünkü Zeybek 15 Temmuz gecesi en önemli toparlayıcı ve en sağlıklı direnişi sağlayanların başındaydı. Bu gün belediyenin başında olduğu gibi;

 

O kâbus dolu gecede, darbenin nerden geldiği belli olmadığı saatlerde, halkı derleyen toparlayan ve meydana çıkan Mehmet Zeybek ile Salih Sel’di. O günkü başarısını bu günlere taşıyan ve kılavuzunu Kuranı Kerim olarak belirleyen, tüyü bitmedik yetim hakkından korkan Mehmet Zeybek’ti.

 

Bakın 15 Temmuz sonrası da başkan oldu yine mücadeleyi bırakmadı. Nasıl mücadele ediyor bir bakalım isterseniz. Duyduğuma göre Şu an yani 90 -100 günlük icraat içerisinde 20- 25 milyon TL gibi bir rakamı tasarruf ederek Belediyemize kazandırmış, önemli olan ve sınırsız bütçe olarak gözüken 2-3 projesini de hayata geçirmiş ve projeler başlamak üzereymiş. Hayata geçmek üzere olan bu projeleri biliyorum ama buradan yazmak yerine, Sayın Başkan Mehmet ZEYBEK in kendisinin duyurması daha uygun olur sanırım.

 

Görülüyor ki 15 Temmuz da tarih yazanlar, bu şehri dizayn etmeye devam edecekler.

Yani 15 Temmuz da casus lavwrens ler le mücadele çalışmakla olacak. Çok çalışacak çok üretecek ve ahlaklı olacağız.

 

Elbette ki o gecenin kahramanlarını saymakla bitmez, rabbim şehit olanların makamlarını Peygamber efendimize komşu ederek mükâfatlandırır.

 

Rabbim, Yüce Türk Milletine ve Müslüman alemine bir daha kara gün göstermesin.

 
Etiketler: Doğruya, Doğru, ,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı