Yazı Detayı
17 Mart 2020 - Salı 12:47
 
EY İNSANOĞLU ACİZSİN ANLA ARTIK!
Lokman Özkul
 
 

Güç,  Kadir-i Mutlak olan Allah’ındır. İnsanoğlunun gücü Allah’ın gücünün yanında okyanus damlası bile etmez. Hal böyleyken insan kibre kapılıyor ve kendini Kaf Dağı’nın üzerinde görüyor. Haşa, büyük dağları ben yarattım! küçük dağlar dedemden miras kaldı havasına kapılıyor. Bakınız, küçücük gözle görülmeyen bir virüs bütün dünyayı esir aldı. Şu ana kadar nasıl baş edilebileceği tespit edilebilmiş değil. İnşallah yakında çözümü bulunur bu musibet daha fazla büyümeden. Firavun misali, Nemrut misali.. bir kısım insanlar günümüzde çok azgınlaştı. Dünyada yapılan zulümler arşa dayandı. Doğu Türkistan, Arakan, Keşmir, Filistin, Yemen, Suriye gibi.. birçok ülkede ve şehirde yapılan zulümlerin haddi hesabı yok. Mazlumlar feryat figan Allah’a yalvarıyor, zalimleri şikayet ediyor. Hani Suriyeli bir çocuk ölmeden önce demişti ya: Sizi Rabbime şikayet edeceğim.

O çocuk gibi binlerce onbinlerce çocuk, yetişkin mazlum insan hem sözleriyle hem de hal dilleriyle Allah’a şikayet ediyorlar. Allah ihmal etmez imhal eder yani insanlara durumunu düzeltmesi için mühlet verir. Verdiği mühleti insanoğlu olumlu kullanmazsa, Allah’ın cezası dünyada da insanlar üzerine yağar. Ahirette  vereceği ceza ayrı kalmak kaydıyla.

İçinde bulunduğumuz 2020 yılı, insanoğlunun Allah katında mühletinin sona erdiğini gösteriyor sanki (en doğrusunu Allah bilir). Kutlamalarla, havai fişeklerle..   cafcaflı bir şekilde girilen bu yıl öyle başladı ki, belaların musibetlerin ardı arkası kesilmiyor. Virüsler, terör saldırıları, çığ felaketleri, depremler, çekirge istilası..  Dünya yüzeyinde etkili oluyor, Rabbim beterinden korusun diyelim. Hergün dünyada yaklaşık 8500 çocuk açlıktan ölüyor, bu kadar çocuğun ahı, yeri göğü inletir. Tok olanları doyuramadığımız için bu çocuklar,  insanlar maalesef açlıktan ölüp gidiyor. Oysa Allah bütün insanların rızkını vermiştir. Hergün dünyada mevcut nüfusun en az 1,5 katına yetecek kadar ekmek ve yiyecek üretiliyor. İsraf ve dengesiz dağılım sonucu insanlar açlıktan ölmeye devam ediyor. Bunların vebali kimin? Başta buna sebep olanlar olmak üzere bütün insanoğlunun.

Aciz insan olmadı ilahlık peşinde koşuyor, kendisini yaratanı tanımıyor. En büyük zulüm insanın kendini yaratanı tanımamasıdır, O’na eşler koşmasıdır. Ateizm, deizm gibi.. birçok izm gitgide yayılıyor dünyada. LGBT denilen eşcinsellik ve birçok sapık akım maalesef tavan yapmış durumda. Önceki kavimlerin helak olduğu fiillerin hepsi günümüzde fazlasıyla yapılıyor. Efendimiz (s.a.v) in  ‘Allah’ım benim ümmetimi de önceki ümmetler gibi helak etme’ duası yüzünden Allah helak etmiyor. Buna karşılık birçok uyarı veriyordu lakin insanoğlu bu uyarıların hiçbirini dikkate almadı. Azgınlıkta, sapıklıkta, zulümde sınır tanımadı. Hal böyle olunca da belalar sağanak sağanak! yağmaya başladı.

İnsanoğlu haddini bilmeyince Allah haddini bildirir. Hz. İbrahim’le mücadele eden Nemrut, basit bir insan olmasına rağmen ilahlık iddiasında bulunmuştu.Özetle şöyle;

Nemrût’un huzûruna giren herkes, evvelâ ona secde ederdi. İbrâhîm -aleyhisselâm- ise, secde etmedi. Nemrûd, merak ve hiddetle sebebini sorunca da:

“–Seni ve beni yaratandan başkasına secde etmem!” dedi.

Nemrût: “–Senin Rabbin kim?” deyince, İbrâhîm -aleyhisselâm-:

“–Benim Rabbim, dirilten ve öldüren Allâh’tır.” dedi.

Nemrût: “–Ben de diriltir ve öldürürüm.” dedi. Zindandan iki kişi getirtti. Birini öldürdü, diğerini ise serbest bıraktı.

Sonra da: “–Bak, ben de bu işi yapıyorum.” dedi.

Lâkin akılsız Nemrût, diriltmenin rûh vermek; öldürmenin ise rûh almak olduğunu bilmiyordu.

GÜCÜN YETİYORSA GÜNEŞİ BATIDAN DOĞUR

İbrâhîm -aleyhisselâm-: “–Benim Rabbim, güneşi doğudan doğdurur. Gücün yetiyorsa sen de batıdan doğdur!” dedi.

Bu hâdise Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle beyân buyrulur:

“Allâh’ın kendisine mülk (hükümdarlık ve zenginlik) vermesi sebebiyle şımarıp Rabbi hakkında İbrâhîm ile tartışmaya gireni (Nemrûd’u) görmedin mi! İşte o zaman İbrâhîm: «Rabbim hayat veren ve öldürendir!» demişti. O da: «Ben de hayat verir ve öldürürüm.» demişti. İbrâhîm: «Allâh güneşi doğudan getirmektedir. Haydi sen de onu batıdan getir!» dedi. Bunun üzerine kâfir şaşırıp cevap veremez hâle geldi. Allâh zâlimler topluluğunu hidâyete erdirmez.” (el-Bakara, 258)

İlahlık iddia eden Nemrut’un sonu bir sinekle oldu. Bir sineği ona musallat eden Yüce Allah, o sineğin Nemrut’un burnundan girerek beyin kıvrımlarına ulaşıp ona her temasıyla inanılmaz acı ve ağrı yaşıyordu. Kafasını duvarlara vurarak ve emrindeki hizmetçilere, başına tokmaklarla vurdurarak feci bir şekilde geberip gitti. İşte ilahlık taslayan Nemrut’un sonu. Nemrutların sonu kaçınılmazdır. Bir başka ilahlık taslayan Firavun’da, Londra’da British Museum’da secde eder vaziyette, camekan içinde ziyaretçilere gösterilmektedir.

İnsanoğlu acziyetini anla, kibri, zulmü, sapkınlığı bırak, Rabbine karşı nankör olma. En doğrusunu Allah bilir lakin, kıyamet için tabir-i caizse son düzlüğe girdik, alametler öyle gösteriyor. Geri kalan zaman düzgün yaşansın ki,  Allah’ın merhametine nail olalım.

Yazımı Araf Suresi 155.Ayet ve buna bağlı olarak duayla tamamlayayım:

‘’İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizi helâk edecek misin? Bu iş, senin imtihanından başka bir şey değildir; onunla dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletirsin. Sen bizim velîmizsin. Artık bizi bağışla ve bize acı! Sen bağışlayanların en iyisisin’’.

 

İçimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak etme Allah’ım..

 

Lokman ÖZKUL

İlahiyatçı-Yazar

lokmanozkul@gmail.com

 
Etiketler: EY, İNSANOĞLU, ACİZSİN, ANLA, ARTIK!,
Yorumlar
Haber Yazılımı